.

.

 

A. Ali Ural'ı tanıyalım. Nerelisiniz? Aileniz? İlk gençlik çağlarınızda nasıl bir ruh iklimini teneffüs ediyordunuz?

Samsun Ladik’te doğdum. Babam Rizeli, annem Afyon Bolvadinlidir. Babaannem Erzincanlı, anne tarafından büyük dedem (Aşık Zülâli) Kars Posofludur. Ankara’da büyüdüm. İstanbul’da yaşıyorum. İlk gençlik çağlarım Ankara’da gençti. İçe dönük bir gençtim. İçe dönük olmak beraberinde kendi içinde derinleşmeyi getiriyor. Kitap okunan bir evde yaşıyordum. Babam, annem, ablam, kardeşlerim herkesin elinde bir kitap vardı. Babaannem ilkokul öğretmenliği yapmış “Osmanlı Kadını” tabir edilen bir hanımefendiydi. Edebiyata onun öğrettiği şiir ve masallarla adım attım. O şiirler ve masallar hala hafızamda yaşamaya devam ediyor. Ankara Atatürk Lisesi’nde okudum. Lise birinci sınıftan itibaren mezun olana kadar kültür edebiyat kulübünün başkanlığını yürütmüştüm. Edebiyat öğretmenim rahmetli Suzan Uğur’un öğretmenler odasında bana bir dolap verdiğini hatırlıyorum. O dolaba kitaplarımı ve şahsi eşyalarımı koyabiliyordum. Gençlere verdiğim önemde Suzan Hoca’nın gençken beni yüreklendirmesi de pay sahibidir.

İlk edebi ürününüz ne zaman ve nerede çıktı?

İlkokul üçüncü sınıftan beri yazıyordum. İlk gençlik yıllarımda da yazmaya devam ettim. İçe dönük olmam nedeniyle yazdıklarımı hep kendime sakladım. Ta ki üniversite yıllarında bir dostum benden habersiz şiirlerimi Cahit Zarifoğlu’na gönderene kadar. Zarifoğlu Öfkeli Çocuklar adlı şiirimi 1982’de Mavera dergisinde yayınlamış ve içinde “Sen de bir imza sahibi olacaksın, cümlesi geçen bir mektup göndermişti bana.

Yazarlığınızı etkileyen yerli ve yabancı isimler ve niçin desek?

Beslendiğim şair ve yazarlar arasında Yazarlarından Şeyh Galip, Mevlana, Yunus Emre, Attar, Molla Cami, Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Refik Halit Karay, Peyami Safa, Sabahattin Ali, Sait Faik, Necip Fazıl, Behçet Necatigil, Rilke, Rimbaud, Baudelaire, Octavio Paz, William Blake, Goethe, Papini, Buzzati gibi pek çok isim var. Bir yazar tek bir kaynaktan beslenirse ya da beslendiği kaynaklar azalırsa cılızlaşır. Türk ve dünya edebiyatının bütün kaynaklarından içtim ve içmeye devam ediyorum. Saydığım isimlerden ibaret değil bu dünya. Neden mi bu isimler? Çünkü zamanın test ettiği eserler bunlar. Calvino’nun Klasikleri Niçin Okumalı, adlı bir kitabı var. Oradaki bir cümleyi paylaşayım sizinle. “Klasikler; hakkında asla “Okuyorum,”sözünü değil, genellikle “yeniden okuyorum,” sözünü işittiğimiz kitaplardır.”

Şair, öykücü ve deneme yazarsınız, dergiler çıkardınız, yayınevi yönetiyorsunuz, gazetede yazıyorsunuz.  Hayatınızdaki kurgu eserlerinize nasıl yansıyor?

Hayatımdaki kurguyla eserlerimdeki kurgu birbirine benziyor. Sabah evden çıktığımda o gün neler yapacağımı tam olarak bilmem. Eskilerin tabiriyle zuhurata tabi olurum. Gidişatı o günkü gelişmeler belirler. Kurgularım da biraz böyledir. Yazmaya başladığımda yazının sonunun nereye gideceğini bilmem. Birçok öykümü sonu ne olacak heyecanıyla tamamlamışımdır. Edebiyatı da hayatı da canlı tutan harekettir. Bir cümleyle özetlersem durumu: Yorgunluktan öleyazıyorum.

Yazı çalışmalarınızla birlikte bir sivil kuruluşun yöneticisisiniz. TYB İstanbul Şubesi kuruluş, amaçlar, neler yapıldı, hedefler ve bu STK'nın diğer STK'lar ile ilişkilerini anlatabilir misiniz?

Üç dönemdir Türkiye Yazarlar Birliği’nin İstanbul başkanlığını yürütüyorum. TYB otuz yılı aşkındır faaliyet gösteren köklü bir dernek. Kamu yararına çalışıyor ve adının başında “Türkiye” var. Bu sorumlulukla Türkiye’nin kültürel hayatında rol sahibi olmaya çalışıyoruz. Üyelerimize menfaat temin etmenin değil, üyelerimizin topluma yapacağı düşünsel katkılara rehberlik edebilmenin önemli olduğuna inanıyoruz. TYB ‘nin uluslar arası bir etkinliği olan ve iki senede bir yapılan, Türkçe’nin Şiir Günleri”,  bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz Edebiyat Festivali Türkiye’nin kültürel ve edebi birikimini ortaya koyan seçkin çalışmaları arasında yer alıyor TYB’nin. Başta üniversiteler olmak üzere pek çok kurum ve dernekle yürüttüğümüz ortak çalışmalarımız da var. Sabahattin Zaim Üniversitesi’yle beraber yürüttüğümüz Mehmet Akif Ersoy etkinlikleri bunlardan biri.

Öykü, şiir, deneme, çevirilerle tanınıyorsunuz.  A. Ali Ural desek desek hangisi öne çıkar? 

Bu sorunuza Valiz şiirimin son mısraıyla cevap vereyim: “En üste koy şiirlerimi.” Deneme de yazsam, öykü de yazsam, çeviri de yapsam, şiir elini omzuma koyuyor. Bu, ben buradayım, anlamına geliyor. Beni unutma, anlamına geliyor. Şiir öyle bir pencere ki önünden ne geçse kendi ruhunu üflüyor üstüne. Öykünün içine ay doğuyor birden, deneme ırmağı çağıldamaya başlıyor, çeviriler telif elbisesi giyiyor.

Yazarlık atölyelerinizden söz eder misiniz?

On beş yıldır yaratıcı yazarlık dersleri veriyor, öğrencilerime edebiyatı tanıtmanın yanı sıra hayata yeni bir gözle bakmayı öğretmeye çalışıyorum. Aşina olunan her şeyi yeniden keşfettirmeye, saklı cevherleri gün yüzüne çıkarmaya çabalıyor, yazarlık eğilimlerinin belirlenmesi ve desteklenmesinden yola çıkarak hazırladığım programlarla, okuma bilinci ve birikimi kazandırmayı hedefliyorum. Bir yazarın yol haritası olabilecek özgün kitaplarla öğrencilerimi tanıştırarak yeni bir okuma anlayışını işaret ediyorum onlara: Fark ederek okumak. Yaratıcı Yazarlık disiplini 1930’lu yıllardan bu yana pek çok yazar kazandırdı dünyaya. Üniversitelerde ana bilim dalı oldu. Biz de yıllardır sürdürdüğümüz çabaların meyvelerini almaya başladık şükür. Öğrencilerimiz ustalaştı ve eser vermeye başladılar. Art arda çıkan bu seçkin eserlerin izlediğimiz yolun doğruluğuna işaret ettiğini düşünüyorum.

Baba ve eş Ali Ural desek ne dersiniz?

Her baba gibi ben de çocuklarıma bir eğitim mirası bırakmaya çalışıyorum. Onlara daha çok vakit ayırmak isterdim. Bir gün olur belki. Onların sanata olan ilgilerini her zaman destekledim. İki kızımdan biri müzikle diğeri resimle uğraşıyor. Sekiz yaşındaki oğlum da şiir yazıyor. Sanatın ne kadar önemli olduğunu bilseler anne babalar çocuklarının bu yöndeki eğilimlerine köstek olmazlardı. Ressam olacak bir çocuğu mühendis yapmaya kalkmak kadar korkunç bir şey olamaz. Eş olarak Ali Ural’a gelince, sabırlı eşim bana tahammül ediyor. Zamanı olmayan bir adamım. Ailem de bundan olumsuz olarak etkileniyor ne yazık ki.

Özgür Açılım'a ve genç okurlara genel çerçevede tavsiyeleriniz, önerileriniz nelerdir?

Özgür Açılım’da iki güzel kelime var: “Özgür” ve “Açılım”. Özgürlük hayatın özü. Özgür olamayan her insan eksik insandır. Ne düşünebilir, ne yürüyebilir ne de ibadet edebilir. Açılımın biricik kapısıdır. Özgür olmayan gemiler ufka açılamaz, limanda bağlı kalır. Önyargılarımızı kıramazsak asla özgür olamayacağımızı aklımızdan çıkarmayalım. Yalnız başkalarına değil, kendisine de muhalefet edebilenler inşa ediyor dünyayı.

Özgür Açılım Dergisi, 2014

  • aliural@hotmail.com

  • Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL

    0212 528 23 57

    0212 528 25 89