.

.

 Öncelikle kitabınız hayırlı olsun. Diğer kitaplarınızda olduğu gibi yine ilginç bir ad vermişsiniz kitabınıza: “Fener Bekçisinin Rüyaları” Kim bu fener bekçisi?

Bir şeyler için uykularından vazgeçmeyi göze alabilen herkes. Sahip olmadığı gemilere yol göstermeyi angarya kabul etmeyen herkes. Başkalarının özgürlüğü için hapsedilmeyi kabul eden herkes.

Fakat fener bekçisinin rüyalarından söz ettiğinize göre bekçi uykularından vazgeçememiş?

Hayatın kendisi bir düşten başka bir şey değil. Fener bekçisi yalpalayan rüyalara kıvılcımlar düşürebilmek için çırpınıyor.

Bu hikayeleri birer kıvılcım olarak düşünebilir miyiz?

Düşler hem hayatı hem yeni düşleri ateşler. Bu pencereden bakarsak denize kıvılcımlar bizim güvertemize de düşebilir.

“Ben şöyle bir kitap yazacağım,” diye mi yola çıktınız yoksa öyküler yazıldıkça mı kitap ortaya çıktı?

Yeni bir öykü kitabı yazmak için yola düştüm. Fenerin ışığını gören öyküler birer ikişer yerlerini buldu.

11 yıl sonra tekrar hikâyeye döndünüz. Özel bir sebebi var mı?

Her şey nasiple. “Yangın Merdiveni” senelerdir hal diliyle bir arkadaş istiyordu yanına. Ateşin çağrısına rüyalar koştu.

Edebiyatın hemen her alanına girdiniz. Romana sıra gelecek mi?

Kim bilir. Araplar, “Nasibin seni bulur, dağın altında bile olsa,” derler. Bir Mevlana romanına niyet etmiş ve bunu Güneşimin Önünden Çekil kitabımdaki bir yazının dipnotunda ilan etmiştim 2007 yılında. Benden başka herkes yazdı Mevlana'yı. Demek ki hamlığımız devam ediyor.

Sizce yazar edebiyatın herhangi bir alanında ihtisaslaşmalı mı yoksa her alanı denemeli mi?

Edebiyat ve ihtisas kelimeleri yan yana iyi bir fotoğraf vermiyor. “İhtisaslaşma” yerine “Zuhurat” kelimesi daha yakışır resme. Susuz kalmış bir ruh her pınardan içebilir, yeter ki tat alma yetisi devam ediyor olsun. Bir kitabı türünden çok niteliği “eser” yapar.

Yangın Merdiveni'ndeki öykülere kaçış öyküleri demiştiniz. Fener Bekçisinin Rüyaları'ndaki öykülere yüzleşme öyküleri diyebilir miyiz?

Neden olmasın. Fener bekçisi hem kendiyle hem toplumla yüzleşiyor bu öykülerde. Bazen bu yüzleşme canhıraş bir hücuma da dönüşebiliyor.

Bir öğrencinizi daha edebiyat dünyasına kazandırdınız hayırlı olsun. Yazarlık atölyeleriniz nasıl gidiyor?

Takdir Rab Teala'nındır. Merdiven sadece bir vesile. Göğün sahibi kimse yerdeki varlıkların yolunu O açar. Naime Erkovan da “Beşinci Düğme” adlı kitabıyla bundan önce yetişmesine vesile olduğumuz öğrencilerimiz gibi edebiyat dünyasında seçkin bir yer edinmiştir kendisine. Darısı diğer talebelerimize.

Yazar adaylarına tavsiyeniz?

Sabır.

Okuyucuya mesajınız?

Okur gibi yapmak yerine gerçekten okumalıyız. Edebiyat hayatı yavaşlatmaya çalışırken okur sayfaları çevirmekte acele ediyor.

www.dunyabizim.com, 2012

  • aliural@hotmail.com

  • Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL

    0212 528 23 57

    0212 528 25 89