.

.

 

Vakti olmayan bir insanın vakit ayırmasının ne kadar zor olduğunu ancak vakti olmayanlar bilir. A. Ali Ural bizi kırmayıp bu kısıtlı hazinesinden pay verdi bizlere. Yeni kitabı Fener Bekçisinin Rüyaları' nı konuştuğumuz gibi edebiyata, "Yazmak" eylemine ve yeni projelerine de değindik. 

Öncelikle Fener Bekçisinin Rüyaları hayırlı olsun. Bu bir öykü kitabı ama bunlar durağan veya gidişatı tahmin edilemeyen öyküler. Öykülerinizin de denemelerinizin de alışılmışın dışında oluşunu, farklı bir tat bırakmasını neye bağlıyorsunuz?

Alışkanlık ve edebiyat birbirine tamamen zıt kelimeler. Bir yerde alışkanlık varsa edebiyat orayı terk eder. Alışmak tekrar etmektir. Edebiyat tekrardan hoşlanmaz. Tabiî ritim amacı gütmüyorsa. Tada gelince; bir tadı oluşturan onlarca etken vardır. Sır bu etkenler arasında kurulacak ahenkte. Etkileyici bir metin tesadüflerin insafına bırakılamaz. Esriklikle devinse de edebiyatın en çok akla ihtiyacı var.

Son kitabınızı daha önceki öykü kitabınız Yangın Merdiveni' yle kıyasladığımızda kahramanınızın daha cesur, daha başına buyruk olduğunu görüyoruz. A. Ali Ural neler bekliyor kahramanından? 

Rüyalar kahramanlarla doludur. Daha cesur, daha başına buyruk olmalarında şaşılacak bir şey yok. Korkakların yüreklendiği, zayıfların güçlendiği, sessizlerin haykırdığı rüyalara selam olsun! Ben kahramanlarımdan rüyalarını inkâr etmemelerini bekliyorum.

Neler bekliyor demişken okurunuzdan neler bekliyorsunuz?

Beklemelerini bekliyorum. Acele etmesinler hüküm vermek için. Önce öykülere hakkını vermeleri gerekiyor. Ağır ağır, düşünerek, bağlantıları ve çağrışımları kaçırmadan.

Bir şairsiniz, aynı zamanda yıllardır köşe yazarlığı yapıyorsunuz. Bu iki faktör sizi uzun metinler yazmaktan alıkoyuyor mu? 

Uzun şiir yazan şairler de var, uzun yazan köşe yazarları da. Benimki bilinçli bir tercih. Her çağ kendi şarkılarını söyler. Hızın hayatın her alanını kuşattığı bir vakitte sözü uzatmak doğru değil.

Kısa yazmak sanıldığı gibi kolay mıdır? 

Tam tersine kısa yazmak daha zordur. Goethe, "Kısa yazacak kadar çok vaktim yok," demiş. Dar alanda büyük eserler inşa etmek deha ister.

Soyutlamanın en başarılı halini sizde gördük. Neler sağlıyor size soyutlama? 

Sembollerle konuşabilmeyi. Girifti yalın, yalını girift hale getirebilme gücünü. Susarak anlatma becerisini. Bilinenden bilinmeyeni inşa etmeyi. 

İnsanların en yakınındakileri anlamaya çalışmadıkları halde, okuduklarını anlamak zorunda hissetmelerini neye bağlıyorsunuz?

Aslında anlam avcılarının manayla falan ilgilendikleri yok. Sadece kendilerini güçlü hissetmek istiyorlar. Bir kümes tavuğu boğup sırra kadem basan tilkilerden farkları yok. Yiyeceğinden değil. Anlamı elde etse boğacak.

Yıllardır İstanbul'un farklı yerlerinde Yazı ve Şiir Atölyeleri'niz var. Her sene yenileri ekleniyor bunlara. Yıllar öncesine gidersek ilk kez ne zaman ve ne şekilde ortaya çıktı bu fikir? 

1995'te Şule Yayınları'na gelip giden üniversiteli gençlerle başladı öykü. Onlara yaptığım edebiyat rehberliği Merdiven Sanat dergisiyle pekişti. Çıkardığım bütün dergiler bir yönüyle okul olmuştur gençler için. Daha sonra bazı kurumlar bu çalışmaları kendi bünyelerinde yapmam için kapılarını açtılar. 

Sanıldığı gibi yazmak bir yetenek işi midir, yoksa öğrenilebilecek bir şey midir? 

Bugün bütün dünyada "yaratıcı yazarlık" diye bir bilim dalı var ve üniversitelerde ders olarak okutuluyor. Bu insanların doğuştan getirdikleri bazı değerlerin varlığıyla çelişmez. Zira bu değerler ancak eğitimle ortaya çıkarılarak geliştirilebilir. İklim ve ilgi tohumu fidan, fidanı ağaç, ağacı meyve yapar.

Peygamberin Aynaları diye çok güzel bir projeniz vardı. Onun devamı gelecek mi? Okurunuzla buluşacak mı bir gün bu çalışmanız?

Bu projeyi tamamlayabilmek için yalnız zamana değil duaya da ihtiyacım var. Sahabileri özgün ve edebi bir kurguyla güne ulaştırmak gerekiyor. Yarısı bitti kitabın. Fakat sorumluluk gerektiren bir iş bu. Bu yüzden azami titizlik istiyor.

Öğrencileriniz olarak bizlere öğrettiğiniz kavramlardan biri de "Simetrik bozukluk"tu. Körün Parmak Uçları' nın simetrisini Kuduz Aşısı' yla, Yangın Merdiveni' nin simetrisini Fener Bekçisinin Rüyaları' yla sağladınız. Bir sonraki çalışmanızla hangi eserinizin simetrisini kuracaksınız?

Kim bilir, belki de sonradan simetrisi aranacak bir çalışma olur. Geleceğe dair bir şeyler söylemekten korkuyorum. Vaad ettiğim romanı hala yazamadım. En iyisi susmak. 

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim hocam.

Bize ait olmayan bir şeyi başkasına veremeyiz. Vaktin sahibine şükürler olsun.

İlk Tohum Dergisi, Sayı 10, 2012 

  • aliural@hotmail.com

  • Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL

    0212 528 23 57

    0212 528 25 89