.

.

 

A. Ali Ural o kurları yakından bilirler ki, her yıl kitaplıklarına yeni bir A. Ali Ural kitabı girecektir, üstelik bir süredir Ramazan ayına denk gelmektedir. Yazarımız bu konuda şaşırtmaz okurlarını. Fakat kitabın kapağını kaldırmaya görsünler orada başlar şaşkınlık. Okurlarının ezberlerini bozmada, alışkanlıklarını alt üst etmede, akıllarını kurgular içinde bocalatmakta Ural'ın üstüne yoktur. Yeni çıkan "Ejderha ve Kelebek" de diğer A. Ali Ural kitapları gibi hayretler içerisinde bırakıyor okurunu. Şairliğin bütün imkânlarını nesre taşıyan Ural, sözün bittiği yerde başlatıyor sözü. "Ejderha ve Kelebek" üzerine bir söyleşi yapmayı düşünürken kulağımıza çalınan bir haber elimizi çabuk tutmaya sevk ediyor bizi. Ural daha ilk kitabının mürekkebi kurumadan Kasım'ın ilk günlerinde yeni bir kitap çıkarmaya hazırlanıyor. Soluğu şairin yanında alıyoruz elbette.

Okurlarınızı merak ettirmekten hoşlanıyor olmalısınız?

Merak eden benim. Okurlar da merakıma katılıyor olmalı. Merak sanatın kanı. Kan dolaşımı yoksa hayat da yoktur. Yazmaya koyulduğum bir kitabı en çok ben merak ederim. Mesela öykülerimi sonu ne olacak diye merakla, nefes nefese yazmışımdır.

Kitabınıza geçmeden önce, şunu sormak istiyorum: A. Ali Ural neden yazıyor?

Bir Karabatak'a neden dalıyorsun, diye soruyorsunuz.

"Ejderha ve Kelebek" isminin özel bir manası var mı sizin için? Nasıl buldunuz?

Ejderha kelebeğin, kelebek de ejderhanın mütercimleridir. Zıtlar birbirini açıklar. Ejderha rüyasında kelebek olur, kelebek rüyasında ejderha. Varlık âleminde hayal ve gerçek iç içedir. Hayal mi gerçektir, gerçek mi hayaldir kimseler bilmez. Kitabın ismi konusunda tereddütlüydüm. Ya "Irmak Şarkıları" koyacaktım ya "Ejderha ve Kelebek" Gece yarısı balkonda kitabın son yazısını yazıyorum. O sırada bir kelebek geldi kondu ekrana. Bir mücevher gibi parlıyordu karanlıkta.

Yeni kitabınız, Tek Kelimelik Sözlük'ün ikinci cildi. Bir sözlük yetmedi mi anlatacaklarınıza?

Denizlerin mürekkep olup anlatamadığını sözlükler nasıl anlatsın. Hem anlatmak bana mı düşmüş. Ben dinliyorum sadece. Raylara kulağını dayayan bir çocuk gibi kulağımı kelimelere dayıyorum. Her kelime peşinde onlarca vagonu sürüklüyor başından dumanlar çıkartarak. Her kelime bizi adlarını bilmediğimiz istasyonlara götürüyor. Bu istasyonların sonu yok. Yüzlerce sözlük çıkabilir art arda. Fakat her eser bir işarettir. Eğer işaret etmişse durmalı orada. Yeni bir sorumluluğa talip olmalı.

İki kitapta toplam 99 kelimenin olduğu dikkatimizden kaçmadı.

Demek ki işaret edebilmek için ikinci kitaba ihtiyaç varmış.

Neden sözlük?

Adı sözlük. Tebdili kıyafet etmiş. Sözlük kılığına girmiş. Bu yazıları deneme niyetine de okuyabilirsiniz öykü niyetine de. Şiirin soluğunu da duyabilirsiniz kulak kesildiğinizde.

Kelimelerinizi siz mi seçiyorsunuz, onlar mı sizi seçiyor?

İkisi de. Mevlâna, sadece susuzun suyu aramadığını, suyun da susuzu aradığını söyler. "Nasibin seni bulur, dağın altında bile olsa," der Araplar. Bekleyenler yerlerinde durmaz. Arayarak beklerler.

Kitabın ilk sayfası şu satırlarla başlıyor:

"Akıl atını çatlatarak öldürenlere deli, akıl atı çatlamak üzereyken dizginleri aşkın eline verenlere meczup dersem, kınar mı beni sözlükler. Kınasınlar. Ben de onları kınıyorum. Kınamakla kalmıyor, sözlüklerden kaçıp deliler gibi koşturan kelimelerin arkasından gülümsüyorum."

Kelimelerle alıp veremediğiniz nedir? Bu tebessüm arkasında neleri saklıyor?

Kelimelerden aldığım çok şey var. Veremediğim ise hakları. Zincirlerini kırıp deliler gibi koşan kelimeleri seviyorum. Bir sevgi tebessümü bu. Dilbilimcileri atlatarak sözlüklerden firar eden bu kelimeler, sınırlarını sek sek çizgilerine çeviriyor, sonra seke seke ve gözlerimizin içine baka baka kayboluyorlar gözden. Bir oyun değil bu, bir öğreti. Kalıplara değil köklere çağrı. Gelenekten koparılmış kelimeler geleneğe yeniden iade edilmedikçe tebessüm etmeye devam edeceğiz.

Kasım'ın başında bir kitabınızın daha çıkacağını duyduğumda şaşırarak "Yılda bir kitap" ezberimiz de bozuldu diye düşündüğümü itiraf edeyim. Adı ne bu sürpriz kitabın?

Bostancı Bahane.

İlk kez açıklıyorsunuz sanırım.

Evet, ilk kez size söylüyorum bunu.

Diğer kitaplarınızla arasındaki en önemli fark nedir?

Bu kitapta ben varım. Mekânlarım ve ben. Eğer bir proje kapsamında yazmam istenmeseydi belki de yazmazdım böyle bir kitabı.

Şûle'den çıkacak değil mi?

Hayır, Heyamola Yayınları'ndan. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın desteklediği, "İstanbulum" diye bir projeleri var. İstanbul'un seksen semtini o semtlerde yaşayan yazarların kaleminden kitaplaştırıyorlar. Benden de yaşadığım semt olan Bostancı'yı istediler. Fakat şunu da özellikle rica ettiler: Biz aslında Bostancı'yı değil, Bostancı'daki sizi istiyoruz. Ben de "Bostancı Bahane " adını verdim bu yüzden kitabıma.

Edebiyat tarihçilerine önemli bir kaynak da sağlamış oldunuz o zaman.

Seksen yazarın hiçbir yerde bulamayacağınız özel bilgileri var bu kitaplarda. Hiçbir yerde anlatmadıkları hayat hikâyeleri. Geleceğin edebiyat tarihçileri çok şanslı evet.

Kitapta A. Ali Ural'ı her yönüyle görebilecek miyiz? Örneğin çocukluğunu, okul yıllarını, aile yaşantısını…

"Her yönüyle" belki biraz iddialı olur. "Bazı yönleriyle" desek belki daha isabetli olur. Evet, çocukluğum, okul yıllarım ve ailem de var bu mütevazı kitapta.

Resim olacak mı kitapta?

Evet. İlk fotoğrafı söyleyeyim isterseniz. Beş yaşındaki Nuriye Akman'la üç yaşındaki A. Ali Ural el ele…

Bostancı Bahane'de, yazın türlerini yine harmanladınız mı?

O harmandan kaçmak mümkün değil.

Okurlarınızı şaşırtmaya devam ediyorsunuz. Yazı tarzınızın da iki yılda bir değiştiğini görüyoruz.

Mevlâna ve Yunus'un sözüne tabi olarak yeni bir söz söylemeye çalışıyorum.

Nesirleriniz şiirle yoğrulmuş fakat bir şiir kitabınız daha olsun istemez misiniz?

Ocağı bekleyin. İnşallah kar yağacak.

Şiir kitabı mı geliyor yoksa Ocak'ta?

Kitap önemli değil. Şiir geliyor.

Yoksa Karabatak çıkıyor mu?

Karabatak'ın ne zaman çıkıp ne zaman dalacağını hesap etmek zor. Fakat Ocak'ın başlangıçlar için işaret verdiğini hissediyoruz.

Tarzınızdaki değişiklik diğer çalışmalarınıza nasıl yansıyor? Radyoya mesela?

Bir aydır radyodaki formatımızı değiştirdik. Her hafta bir kelimeyi merkeze alarak Türk ve dünya edebiyatında iz sürüyoruz. O kelimenin şiire, öyküye, romana, denemeye akseden suretlerini paylaşıyoruz.

İstanbul'un hangi semtlerinde atölyeleriniz var?

Pendik, Üsküdar, Mecidiyeköy, Sultanahmet, Cağaloğlu, Haseki, Sefaköy bu seneki paylaşım noktalarımız.

"Son kelimesi sihirlidir," diyorsunuz bir yazınızda. Sizin sihirli sözcüğünüz nedir?

Her kelime sihirlidir, yeter ki yerini bulsun.

  • aliural@hotmail.com

  • Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL

    0212 528 23 57

    0212 528 25 89