.

.

 

A. Ali Ural, geçtiğimiz aylarda on birinci kitabını yayınladı: Ejderha ve Kelebek. Kırk dokuz kelimeden oluşan bir sözlük bu. Ural, peygamberleri, düşünürleri, hikâyeleri bir araya getirip tek bir kelimeye varıyor. Fakat hiçbir zaman bu kelimeyi ifşa etmiyor.

Okurlarını şaşırtmayı seven A. Ali Ural'ın edebi macerası hayli karmaşık. Bunu sadece yazdıklarıyla değil, seçtiği edebi türlerle de yapıyor. Yazar, 1998 yılında, Körün Parmak Uçları'yla okurun karşısına çıkmıştı. Şiirle başlayan serüven; deneme ve öyküyle devam etmiş. 2004 yılında tek kitaba, tek bir türün yetmeyeceğini anlayan Ural, edebi tarzlar içinden seçimini yapmış: Hepsini... Ural'ın kadim okuyucuları, şiiri, öyküyü, mektubu, incelemeyi tek bir kitapta bulmaya alıştı artık. Şairin labirentlerinde dolaşırken nereye bakacaklarını, hangi yöne adım atacaklarını hissediyorlar. Doğrusu çetrefilli bir yol bu. Çoğu kişinin sendelediği, takılıp düştüğü bir yol.

A. Ali Ural, geçtiğimiz ay on birinci kitabını yayınladı: Ejderha ve Kelebek. Kırk dokuz kelimeden oluşan bir sözlük bu. Kırk dokuz deneme, kırk dokuz hikâye, kırk dokuz şiir. Sözlüklerin suratları hep asıktır. Kısa cümlelerle gerçeği özetleyip noktayı koyarlar. Dersini anlatıp bir an önce sınıftan çıkmak isteyen bir öğretmen gibi ezberlediklerini söylerler. A. Ali Ural'ın sözlüğü ise başka. Yazarın geçtiğimiz yıl yayınladığı Tek Kelimelik Sözlük'ün devamı Ejderha ve Kelebek. İki ciltteki toplam 99 kelime, tek bir sözcük için bir araya gelmiş. A. Ali Ural, peygamberleri, düşünürleri, hikâyeleri bir araya getirip tek bir kelimeye varıyor. Fakat hiçbir zaman bu kelimeyi ifşa etmiyor. Yazar işaret ediyor, okuyucu ise arayıp bulmalı.

Picasso'yu Kıskandıran Anahtar

Her sözlükte olduğu gibi "A" harfiyle başlıyor kitap. İlk kelime Anahtar. Ama kayıp bir anahtar. A. Ali Ural, kayıp anahtarı bulabilmek için her taşın altını arıyor. Önce Picasso'nun Anahtar tablosuna bakıyor, aradığı bu olabilir mi? Paul Hulshof ve Robert Schipper'in "Anahtar Ormanı" hikâyesine soruyor: Anahtarım burada mı? Hiçbiri kilide uymuyor. Karahisari'nin besmelesi açıyor kapıları en sonunda. Bir anahtar mı o? Evet, Picasso'yu kıskandıran bir anahtar.

Ezber bozuyor. Sınıftan ayrılmak istemeyen, okuyucuyu bırakmayan ve işini seven öğretmenler gibi güler yüzlü. Kimse teneffüs zilini duymuyor. Fakat yeri gelince kızmasını, yeri gelince sınıfta bırakmasını da biliyor Ali Ural'ın kelimeleri. Bu yüzden kitap kapanmıyor bir türlü. Masal hep devam edecek, menkıbe sürüp gidecek sanılıyor. Ejderha ve Kelebek, bin bir rengi, bin bir insanlık halini içinde barındıran bir sözlük. Okuyucuya bilmeceler soruyor. Sözcükleri örtülerle gizliyor. Dinlendirmek yerine yormayı seviyor A. Ali Ural, okşamak yerine küçük iğneler batırarak uyandırıyor.

Anahtar kelimesiyle başlayan macera peşi sıra sürüklüyor okuyucuyu. Peygamber Efendimiz'in (sas) yaşadığı kutsal topraklara ayak basıyorsunuz, derken Paris, derken Şam, derken Roma'da buluyorsunuz kendinizi. Kapıları sırayla çalıyorsunuz, Cüneyd-i Bağdâdi, Aristo, Dostoyevski, Hallac-ı Mansur. Her biri hikmetli bir söz bırakıyor avcunuza. Ama yolculuk bitmiyor. Şimdi de Nasrettin Hoca'nın yanındasınız. Nasrettin Hoca, eşeğini kaybetmişti, eşeğini kaybetmiş ama mutlu. Şükrediyor Rabb'ine. Halk şaşkın. Bir deveye iki deve veren bedevi gibi yadırgıyor onu. Kaybına seviniyor, deli mi hoca! Cevap kahkahayla yuvarlanıyor dudaktan: "Ya kaybolan eşeğin üzerinde ben de olsaydım!" Kaybolan eşeklerimizin üzerinde ağlıyoruz. Milyonlarca eşek sahiplerini yüklenmiş yıldızların altında ve yüzyıllar arasında dolaşıyor.

Louvre Müzesi'ne gidiyorsunuz mesela. Yazar, Mona Lisa'yla tanıştırıyor sizi. Mona Lisa, "Rastlantı" kelimesini anlatmaya koyuluyor. Evet, ne de olsa "R" harfindesiniz sözlüğün. Mona Lisa, müzeden kaçmak istediğini, tablonun içinde çok sıkıldığını söylüyor. Gözünü bile kırpamadığından şikâyetçi. Ellerini oynatmadan, dudaklarını kıpırdatmadan anlatmaya çalışıyor derdini.

Kitap, gücünü zıtlıklardan alıyor. "Cevap" kelimesini tanıtmak için "Soru"dan başlıyor. "Bulmak" sözcüğünü, "Aramak" fiiliyle açıklıyor. Kötüyle karşılaşmayan iyinin kıymetini bilemez çünkü. Peki iyi kim, kötü hangisi? İşte bu soruların cevabı yok. A. Ali Ural soru sormayı sevse de cevaplardan kaçıyor. Her cevabın içinde bir soru buluyor. Kelimelere kuşkuyla yaklaşıyor. Kitap, batmak için yola çıkan bir gemi gibi. Fırtına kelimesinde anlatılan "Kaptanın Duası", işin özünde Ali Ural'ın duasına dönüşüyor: "Bir seferinde, Atlantik ortasında, geminin güvertesinde dikilirken ikinci kaptan ölü gibi bir yüzle gelince ona dedim ki, 'Bu işe başlarken her yıl belli sayıda geminin battığını bilmiyor muydun?' 'Evet efendim,' deyince ben de, 'Sen batmak için para almıyor musun?' dedim. 'Evet efendim,' diye karşılık verdi. 'O zaman lanet olasıca herif, git ve bir erkek gibi geminle beraber bat,' dedim. Ne de olsa fırtınaya karşı herkes penceresini kapar. Siz sonuna kadar açmaya hazır mısınız?"

EJDERHA ve KELEBEK, A. ALİ URAL, ŞULE YAYINLARI, 170 SAYFA

Kitap Zamanı, Sayı 58, 11.03.2010

 

  • aliural@hotmail.com

  • Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL

    0212 528 23 57

    0212 528 25 89