.

.

 

Önce Âdem vardı, çoğaldı çoğaldı insanoğlu. Gökteki yıldızlar, ormandaki yapraklar kadar… Önce bir kelime vardı: Allah. Çoğaldı kelimeler gökteki yıldızlar, ormandaki yapraklar kadar…

İnsan önce Allah'ın isimlerini sonra eşyanın isimlerini öğrendi. İnsanla kelime buluştu. Hayat değişti, her renge bir kelime karşılık geldi. Çok kelimeyi öğrenmekle uğraştı insan uzun süre, sonra kelimelerin derinine indi ve anlamı zenginleştirdi. Şimdi mi? Şimdi tekrar tek kelimenin peşindeyiz, bütün kelimeleri o tek kelimede diriltmenin peşinde…

A. Ali Ural da düşmüş kelimelerin peşine, o kelimeye çıkan yolları arıyor Tek Kelimelik Sözlük kitabında. Aslında kelimenin içindeki kelimeleri arıyor, anlam katmanları arasında dolaşıyor, biri çoklarken çoğu birliyor. A'dan Z'ye, Ad'dan Zafer'e gidiyor.

O tek kelimeye ulaşmak

Yazar ilk söz olarak “Bir kelime olmasaydı, hiçbir kelime olmayacaktı. Bir kelimeyi anlayabilsek, bütün kelimeleri anlayabilecektik. Bir kelimeye ihtiyacımız var!” diyor. Ve kitap boyunca ‘çok kelime'nin izinden o ‘tek kelime'ye ulaşmaya çalışıyor.

- Bir sözlüğe ihtiyacım var.

- Kaç kelimelik olsun?

- Tek.

- Tek kelimelik bir sözlük mü dediniz?

- İçinde yalnız Allah kelimesi olsun!

Dua ile ilgili ‘Lütuf gecikmedi, geciken sensin!' başlıklı denemede geçen bu diyalog/monolog nereye doğru yüründüğünün bir resmi. O'na ulaşmak için kaç kelimeye ihtiyaç var. O'na ulaşmak için kaç kelimenin evine uğramalı, kaç kelimenin izine basılmalı? Ural bu kitabında izine basılacak elli kelime üzerinden o tek kelimeye ulaşmanın yordamını çiziyor okura. Bunu yaparken de denemenin özgürlükçü yolundan yürüyor. Denemenin imkânlarını kullanarak çağrışımlar dünyasına adım atıyor. Sözlükte karşısında birkaç anlam yazan bir kelimenin asıl görüntüsünün zihnimizde olduğunu ortaya koyuyor. Yazarla kol kola yürümeye başladığınızda yolunuz nerelere düşmüyor ki? Kâh bir şiir durağına uğruyorsunuz, kâh bir hikâye istasyonuna. Toplamak istiyorsanız, kelime ağaçlarında meyveler de var. Seçilmiş meyveler bunlar. Ural, bu bahçelere uğradığınızda iç diyaloglarla karşılıyor sizi. Adını vermediği iki kişiyi konuşturarak bilgiyi bir kurgu içinde sıkmadan sunuyor.

Deneme, hikâye, kıssa ve şiir… Hepsi iç içe Tek Kelimelik Sözlük'te, sanki kelimelerin halleri bunlar. Kelimenin şiir, hikâye ve deneme halleri…

Ural, Tek Kelimelik Sözlük'te yozlaşmış değerlere ironiyle karşı çıkıyor. Modern çağın oklarından korunurken, filozofların sözleri, âlimlerin uyarıları, dervişlerin hikâyelerini kalkan yapıyor kendine. Aslında gerçeğin kelimelerin ötesinde, belki de muhatabın kalbinde olduğunu da şu örnekle vurguluyor:

“Sır kelimelerde değil kalpte. Ne duymak istiyorsa, onu işitiyor insan. İmam Gazali, Kimya'yı Saadet'te bir Acem Sûfi'yi anlatıyor. Arapça bilmeyen sûfi, bir sema meclisinde ‘Ma zaneni fi'n-nevmi illa hiyalukum' (Uykuda yalnız hayaliniz beni ziyaret eder) sözünü işitir işitmez titremeye başlıyor cezbeye kapılıp. Dergâhtakiler şaşırıyor bu hale: ‘Anlamadığın bir söz, nasıl heyecanlandırır seni!' diyorlar. ‘Neden anlamayacakmışım?' diye kızıyor sufi. Şair diyor ki ‘Ma zarim'. Biz perişanız çaresiziz ve tehlikedeyiz. Ah tebessüm ne güzel yayılıyor yüzlerde! Berrak bir göl kıyılarını arıyor. Gazali'de çözülüyor düğüm. Önemli olan haldir, diyor. Sözleri anlamamış ne gam! Bu hal, ‘dinleyeni' dinlenen kadar önemli kılıyor. Hazırlıklı bir kalbi ayırıyor hazırlıksız kalpten. Her kelime her dinleyende yeniden yazılıyor.”

Özeleştiri yapılıyor. Yazar bir insan olarak kendini merkeze alıp hem kendi davranışlarını hem toplumun davranışlarını eleştiriyor. Günümüz insanının sorunlarını tespit edip İslam'ın sunduğu merhemlerin kapısını çalıyor. Ve en önemlisi bütün bunları sanatsal bir dille yapmayı başarıyor. Kitap bir sarkaç gibi, ümitle korku arasında, neşeyle hüzün arasında, günahla af arasında gidip geliyor. Bu sarkacı tek bir kelime tutuyor.

Tek Kelimelik Sözlük'ün anlattıkları fısıltıyla söylenmiş gibi. Anlayabilmek için kulak kesilmek gerekiyor. Denizin derinliklerine dalabilmek sabır ve cesaret istiyor. Her kelimenin bir şehir olduğunu hissettiriyor kitap, kendine has bir iklimi olan. Kelimelerin şehrinde taçlandırıyor okuru, ona insan olduğunu hatırlatıyor. Tek Kelimelik Sözlük'te kelimeler yürüyor, O'na, Bir'e doğru…

Kitap Zamanı, Sayı 46, Aralık 2009

  • aliural@hotmail.com

  • Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL

    0212 528 23 57

    0212 528 25 89