.

.

 

Dünya döner, yıllar geçer ve bize sadece yaşananlar kalır geçmişten hediye. Yaşananın yahut yaşanacak olanın örneklerini de yine bu yollardan geçip ardından iz bırakmış hayatlarda bulur insanoğlu. Ondandır ki, geçerken meşale gibi yollarda iz bırakanları merak eder hakikati bilmek isteyenler.

Ve murad olunur, bir kapı çalınır. Sonra yazan konuşur: “Çerçeve içine almak insanı ne müthiş! İnsanı insanda aramak ne derin yolculuk!..”

A. Ali Ural yıllar önce başladı bu yolculuğa. Onun insanı insanda arama macerası yeni değil. Bizim onun bu gayretlerini okuyuşumuz da. O günden bugüne yazarın elinde imbikten geçmiş bir yığın hayat kaldı. Birike birike iki kitap haline geldi bu portreler. Zaman'ın pazar ekinde çıkan yazılarını ikinci kez kitaplaştıran Ali Ural, bu kitaptaki denemelerinde de tarihe iz bırakmış, ruh dünyaları ve yaşamlarıyla yolumuzda kilometre taşları olmuş isimlerin portrelerini işliyor. Yazarın o köşedeki yazılarının toplandığı ilk kitabı olan Güneşimin Önünden Çekil, 2007'de yayımlanmıştı. Bir yıl aradan sonra sessiz sedasız ikinci kitaba da taştı bu eşsiz portreler. Batı'dan Doğu'ya medeniyet mimarları sayılan farklı isimlerin portrelerini işleyen yazar, klasik portre anlayışından daha farklı bir yol izliyor Satranç Oynayan Derviş'te de.

Şemsî Tebrîzî'den Konfiçyus'a

Kitapta bize uzak toprakların doğurduğu fakat vakti ve mesafeleri aşarak dünyaya akıl hocası olan Konfiçyus'u de, bağrımızda filizlenen tasavvuf membaı Hoca Ahmet Yesevî'yi de bulmak mümkün. Kitap boyunca bakışlarımız kâh Da Vinci'nin tablolarından süzülen ruh dünyasına takılıyor kah Itrî Dede'nin naif besteleri kulaklarımıza değiyor. Bir Evliya Çelebi ile çıkıyorsunuz yola, bir takılıyorsunuz Kafka'nın sıra dışı yaşamına. Ali Ural membaları tek tek yoklayarak ilerlerken siz de ister istemez katılıyorsunuz onun yolculuğuna.

Örnek insanlar silsilesi

Kitap, ismini yazılardan birinin başlığından alıyor. Satranç Oynayan Derviş, katıksız dostluğu ve hakka bağlılığı ile Anadolu'nun manevi deryası Mevlânâ'yı bile ardına düşüren ve kendine Şems, yani güneş dedirten Şemsi Tebrîzî. Her ne kadar bu, bizi portrelerin ruhunda indirip kaldıran, çarpan ve dalgalandıran bir üslup olsa da, isimler hakkında önceden bilgi sahibi olmanın ayrı bir katkısı olacaktır okunanlara. Çünkü yazar bu portrelerde klasik anlayışta olduğu gibi bilgi vermek yerine, yaşananlardan belli kesitler sunmayı ve farklı tespitlerde bulunmayı tercih ediyor. O yüzden yazılarda kuru bilgiden öte zevk veren bir üslup ve lirik, derin bir anlatımla karşılaşılacağını belirtmemiz gerekiyor. Yer yer tasavvufi şifreleri ve alegorik anlatımları tercih eden yazar, portrelerinde genellikle yazdığı isimlerin insanlığa ve dünyaya kattıkları üzerinde duruyor. Öyle ki, anlatılan her hayatı derinden kavrayan ve özüne inmeye çalışan Ural, bize her yazıda örnek insanlar silsilesinden bir örnek sunuyor.

Ümit ediyoruz ki, A. Ali Ural dünyanın farklı medeniyetlerinden bu güzide kilometre taşlarını seçip kendine has üslubuyla sunmaya devam eder bizlere. Böylece bu örnek hayatları bilmeyenler öğrenmek için dalar kitaplar ardına, bilenler de bir başka zevkle okurlar o hayatların Ural'ın penceresinden görünen tarafını. Okuyana, her levhada dönüp özüne bakmak, kendini hizaya sokmak düşer. Meraklısının da insanı insanda aramak arzusu kâr kalır yanına.

Kitap Zamanı, Sayı 34, Ekim 2008   

  • aliural@hotmail.com

  • Alemdar Mh. Alayköşkü Cd. No:2-4 K:4 Cağaloğlu/ Fatih/ İSTANBUL

    0212 528 23 57

    0212 528 25 89